YARA EVRELERİ ,ÇEŞİTLERİ VE ENFEKSİYON
Yara Evreleri,Yara Çeşitleri ve Enfeksiyon hakkında
Yara Evreleri
Yara; travmatik, patalojik veya fizyolojik nedenlerden ötürü doku bütünlüğün bozulmasına denir. Bir yarada iyileşme doku yaralandığı anda başlar. İyileşme 4 evreden oluşur:
Hemostasis: Yara iyileşmesinde ilk evredir. Hasarın oluşumuyla dakikalar içerisinde trombositlerin kolajenlerle teması sonucu pıhtı oluşur ve kanama kontrolü sağlanmaya çalışır. Dakikalar sürer.
İnflamasyon: Yaranın olduğu bölgeye birçok madde salınır ve bu salınım sonucu sekonder vazodilatasyon, kapiller permeabilite artışı, lökositlerin bölgeye göçü ve aktivasyonu meydana gelir. Amaç yaralı bölgeye enflamatuar hücreleri getirmektir. Bu hücreler bakterileri yok eder, ölmekte olan hücrelerdeki kalıntıları ortadan kaldırır ve hasar görmüş matriksi onarır, böylece onarım işlemleri devam eder.
Proliferasyon: Yara bölgesindeki hücre sayısında artış meydana gelmesi ve granulasyon dokusunun oluşumudur. Fibroblastlar çevre dokulardan yara bölgesine doğru göç ederler. Endotelyal hücreler ise yaraya yakın olarak bulunan sağlam venüllerden çoğalır ve anjiyogenez süreci ile yeni kılcal damarlar oluştururlar. Fibroblastlarca aşırı miktarda kolajen sentezi olur ve bu işlem haftalar sürer.
Rejenerasyon: Tüm bu işlemler sonucu biriken ajanların doku yenilenmesini sağlaması evresidir. ECM nin miktarı ve yapısı skar oluşumunda önemli bir belirleyicidir.
Yara Çeşitleri
Oluşum nedenlerine ve rejenarasyon sürelerine göre yaralar, Akut Yara ve Kronik Yara olarak değerlendirilir.
Akut Yara: Travmatik ya da cerrahi kaynaklı doku hasarlarıdır. Genellikle tedaviye iyi yanıt verir. Künt cisim yaraları, elektrik yaraları, sıcak-soğuk yanıkları, ampütasyon, eklem eksizyonu, rekonstrüktif işlemlerle oluşan yaralar ve daha bir çok tipte akut-travratik yara sınıflandırılabilir. Hastanın hikayesine ve yapılan müdahalelere göre kronikleşebilme ihtimali vardır.
Kronik Yara: İyileşmenin sistemik nedenlerle baskılandığı zor iyileşen ya da iyileşmeyen yaralardır. Bu iyileşmeme durumu altında yatan venöz problemler, enfeksiyon, diyabet, bası vb. etkenler vardır.
Diyabetik Ülser , Venöz Ülser , Dekübit Ülser, Arteriyal Temizlik Yarası
Temel kronik yaraları oluşturur. Her geçen gün yaşlanan dünya nüfusu ile birlikte hızla artış göstermektedir.
Günümüzde kronik yaraların tedavisi multidisipliner bir yaklaşımla takip edilir. Kronik yara tedavisinde yara yatağını hazırlamak ve iyileşme için uygun zemini sağlamak yara iyileşme sürecini hızlandırmada en önemli teşvik edicidir. Sonrasında ise kronik yaranın durumuna ve sınıfına göre uygun tedavi seçilip uygulanmalıdır. Yaranın sınıflandırma işlemi derinlik, enfeksiyon varlığı, dokunun rengi ve akıntı durumu gibi parametreler dikkate alınarak yapılır. Örneğin diyabetik ayak ülserinin Wagner Sınıflandırmasında yara 5 seviyede incelenmiştir.
|
Seviye 0 |
Ülser oluşmamış ancak deformite başlamış |
|
Seviye 1 |
Deride yüzeysel ülser veya sübkütanoz doku |
|
Seviye 2 |
Ülser tendona,kemiğe ya da kapsüle kadar uzanır |
|
Seviye 3 |
Osteomiyalit veya enfekte derin ülser |
|
Seviye 4 |
Lokalize kangren |
|
Seviye 5 |
Tam ayağı içeren geniş kangren |
Bası kaynaklı oluşan ülserlerde ise ilk yapılması gereken yara oluşumuna neden olan basıncı ortadan kaldırmaktır. Sonrasında ise güncel tedavi metotları ile kan akışının yeniden sağlanarak dokunun beslenmesi sağlanır.
Venöz ülserler yaygın olarak bacağın medial tarafında görülür ve genellikle büyük boyutlu, yüzeyel olma eğilimindedir. Venöz ülserlerde tedavinin olmazsa olmazı kompresyonla bacaklardan kalbe venöz dönüşü arttırmaktır.
Tüm bu saydığımız yara tiplerinde en dikkat edilmesi gereken konu izolasyonu sağlamak ve enfeksiyon tehtidini en aza indirgemektir.
Enfeksiyon
Tüm açık yaralar kontaminasyona müsaittir ve enfeksiyon riski taşır. Yarada enfeksiyon mikroorganizmaların koloniasyonu ile olur ve bu evrede yara için kritik bir süreç başlar. Mikroorganizmaların doku içerisinde üreyip yayılmasıyla başlayan süreçte bazı fizyolojik tepkiler görülür. Sıcaklık, şişlik, kızarıklık ve ağrı meydana gelir. Hemen sonrasında ateş ve CRP yükselir. Böyle bir durumda yara tedavisi çok daha komplike bir hal alır.
Dermal ve epidermal hücrelerde rejeneratif impulslara yanıtsızlık başlar. Enfeksiyon basamakları sırasıyla Kontominasyonà ,Koloniasyonà ve Kritik Kolonizasyonà Enfeksiyon şeklindedir.
Böyle bir durumda tanı ve değerlendirme büyük önem taşır. Sistemik inflamasyon bulgularında kan kültürü, tam kan sayımı, drekt grafi, kemik biyopsisi(osteomiyalit düşünülüyorsa), kültür gibi seçenekler değerlendirerek tespit yapılmalıdır. Enfeksiyon seviyesi ve ajanları tam olarak belirlendikten sonra tedavi ona göre planlanmalıdır.
Enfekte bir yaranın tedavisinde kontominasyonu ortadan kaldırarak kritik kolonizasyonun önüne geçmek elzemdir. Sonrasında ise cerrahi yöntemler(debritman), sitemik antibiyotikler ve çeşitli antipatojenik ajanlarla(antiseptik,lokal antibakteriyeller vs.) tedavi desteklenir. Çağdaş yara tedavisinde enfekte yaralarda gümüş iyonlarının antibakteriyel etkilerinden sıklıkla fayda sağlanır. Yara ortamnın izolasyonu ve bölgenin temiz tutulması için NBYT (Negatif Basınçlı Yara Terapisi) sıklıkla başvurulan yöntemlerden biri ve birincisidir.
